Başka dilde Türkiye
Konuşan bir terörist, evet!
Öyle peşi sıra koşturan basın ordusuna aldanıp da kahraman sanmayın!
Sanınızın ötesinde bir yerde, ülke gerçeğinin ortasında, öylece bakakalarak izlediğimiz ama bir türlü bunun niye yapıldığını anlayamayacağımız;
Saçları beyazlamış ama yüzündeki katil bakışları hiç değişmeyen bir terörist.
Alıştığımız üzere bir keman virtüözü ya da bilim adamı değil gündem olan. Sakın telaşlanmayın!
Süregiden ülke gerçeğimiz değişmeyecek. Daha önce de yaptığımız gibi kendi teröristimizi, yine kendimiz kahramanlaştıracağız.
Suyunun nereden geldiği belli olmayan değirmenini çevirirken çevresindekiler; alabildiğine saçmalayan Ağca, şaşırtmıyor nedense.
Kim bir müzenin yılda kaç ziyaretçi aldığını merak eder ki?
Ya da ulusal bir kütüphanenin yılda kaç kitap ödünç verdiğiyle
Ülkede tarih araştırmalarının ne kadar önemsendiği veya insanların bir yabancı dil bilme oranının ne olduğu hangimizi ilgilendirir Ağca varken.
Gazeteci ordusu koşarak hangi beş yıldızlı otelde kalacağını, nerede basın açıklaması yapacağını heyecanla son dakika olarak izlerken; kimsenin aklına gelmiyor; Ağca’nın vasıfsızlığının ardında saklanan basit kişiliği. Kim olduğu…
Neyi açıklayarak kimi aydınlatacağı da irdelenmiyor enikonu.
Bunları düşünürken maillerimin arasında bir videoya rastlıyorum.
“İşte Türkiye gerçeğinin uluslar arası basında yansıması!” önbilgisiyle gelen maili açtığımda, karşılaştıklarım tarifsiz.
İtfaiye örgütünün yangın tatbikatı, uluslar arası basında: Türkiye’de kamu kuruluşlarının komedisi ifadesiyle geçiliyor. Spiker, durumu İngilizce anlatıyor doğal olarak.
Sonra kaldırıp kafamı, Ağca’yı ve hakkında tüm Türkiye televizyonlarında, saatlerce süren programları dehşetle izliyorum.
Aklıma hemen bir Kızılderili öyküsü geliyor:
New York’ta bir grup iş arkadaşı yemeğe çıkar. Gruptan biri Kızılderili’dir ve Kızılderili yanında yürüyen arkadaşına:
“Kulağıma bir cırcır böceği sesi geliyor.” deyince;
arkadaşı bu kadar kalabalık bir sokakta, bu seslerin arasında, cırcır böceğinin sesini duymasının imkansız olduğunu; kendisine öyle geldiğine Kızılderili’yi ikna etmeye çalışınca; Kızılderili’nin ısrarı devam eder.
Bunun üzerine arkadaşını kırmayarak o da Kızılderili ile etrafına bakınır.
Kızılderili caddenin karşısına doğru yürür ve bir tutam yeşilliğin arasından cırcır böceğini çıkarır. Arkadaşı şaşkınlıkla Kızılderili’ye:
“Senin insanüstü güçlerin var! Nasıl yaptın bunu? diye sorunca,
“Bu sesi duymak için insanüstü güce sahip olmak gerekmez.”
“Şimdi izle!” diyerek cebinden çıkardığı bozuk parayı yere bırakır. Çevredekilerden çoğu sesin geldiği yere bakarak paranın ceplerinden düşüp düşmediğini kontrol eder.
Olay üzerine Kızılderili:
“Gördün işte. Önemli olan nelere değer verdiğin, neleri önemsediğindir. Her şeyi ona göre duyar, görür ve hissedersin.”
Neredeyse tüm ülkede Ağca’yı kahramanlaştırma çabalarına kulak kabartılmışken; ben itfaiye tatbikatı esnasında tutuşan itfaiye görevlisinin yaşadıklarını, İngilizce izliyorum ve İlksen Başarır’ın yönettiği “Başka Dilde Aşk” filmini hayranlıkla izliyorum, para sesine inatla…
