06 Eylül 2010, Pazartesi

Resmi kurumlar ayrıcalıklı değil

Mustafa KÖKER
mustkoker@gmail.com

Britanya kamuoyu, tam da seçim “sath-ı mail”ine girildiği bir dönemde hem iktidardaki İşçi Partisi hükümetini hem de ülkenin iç istihbarat servisini zor durumda bırakan bir yargıcın “kınama belgesini” tartışıyor…

Bu tartışma, hem işkencenin ne menem bir insanlık suçu olduğunu ortaya koyması açısından,  hem de sıkça duyduğumuz  “bağımsız yargı”nın gücünü göstermesi bakımından oldukça anlamlı.

İstihbarat servisleri ve hükümetlerin sıkça “ülke menfaati” bahanesine sarılarak, bir insanlık suçu olan işkenceyi nasıl örtbas ettiklerini gösteren bir yargıç bu.

Dilerseniz olay ile ilgili detayları aktarayım…

Etiyopya asıllı Büyük Britanya vatandaşı Binyam Muhammed, 2002 yılında, kimi El Kaide liderleri ile birlikte komplolar yaptığı iddiasıyla Pakistan'da gözaltına alınarak CIA uçağıyla Fas'a, sonra da Afganistan üzerinden Guantanamo'ya götürülür.

Amerika Birleşik Devletleri’nin Guantanamo’daki hapishanesinde 7 yıl süreyle tutulduktan sonra serbest kalınca memleketine dönen Muhammed, Fas’ta işkence gördüğü ve buna İngiltere istihbarat servisi MI5’ın da yardımcı olduğu iddiasıyla mahkemeye başvurdu.

Avukatları Muhammed’in,  Pakistan, Fas ve Afganistan'da işkence gördüğüne dair iddialarını kanıtlayabilecek belgelerin yayınlanması için de konuyu yargıya taşıdılar.

Binyam Muhammed’in CIA’nın sorgusu sırasında Londra’da camilerde çekilmiş fotoğraflarının önüne konulduğu, MI5 ve İngiltere hükümetinin, Avam Kamarası Güvenlik ve İstihbarat Komisyonu’nu da yanılttığı iddialarıyla birlikte Dışişleri Bakanı David Miliband da “mahkemeye baskı yapmakla” suçlandı.

İddiaların ciddiyeti nedeniyle  mahkeme süreci İngiltere medyasında uzun süre gündemde kaldı.

Suçlama ve iddialar mahkemeyle sınırlı kalmayıp, parlamentoya da taşınınca, dönemin Muhafazakar Parti’li eski gölge İçişleri Bakanı David Davies, Dışişleri Bakanı David Miliband’dan konuyla ilgili açıklama yapmasını istedi.

Çünkü iddialar yenilir yutulur gibi değildi. Hükümet, CIA’in Guantanamo’da tutulduğu sırada Binyam Muhammed’e işkence yaptığına dair delilleri “hasıraltı” etmekle itham ediliyordu.

Hatta, Dışişleri Bakanı David Miliband’ın davanın görüldüğü mahkeme yargıçlarına, “Bunları açıklarsanız, ABD bizimle terörizm tehdidi konusunda istihbarat paylaşımını reddedecek” diyerek dolaylı baskı yaptığı  gazete sayfalarında yer aldı; Lordlar Kamarası yargıcı Lord Thomas ve Yüksek Mahkeme Yargıcı Lloyd Jones, işkenceyle ilgili delillerin gizli kalmasına hükmeden karar aldıklarını saklamadılar.

Karar geçen yılın Şubat ayı başında kamuoyuna, “bu hükmü vermek zorunda kaldığımız için üzüntülüyüz. Ancak Dışişleri Bakanı Miliband'ın ortaya attığı bu önemli iddianın ardından başka alternatifimiz yoktu” sözleriyle yansıtıldı.

Binyam Muhammed ile ilgili tartışmalı kararın açıklandığı günlerde, Muhafazakar Parti milletvekili David Davies’in,  bu defa da, El Kaide militanı olarak hüküm giymiş olan Rangzieb Ahmed’in, İngiltere’de özellikle tutuklanmayıp, işkence görmesi için Pakistan’a “adeta” yollandığı iddiasıyla istihbarat servisini suçlaması, MI5’a yönelik işkence suçlamalarını daha da katmerli hale getirdi.

Yapılanmaları gereği İngiltere istihbarat servisleri MI5 ve MI6 bu iddialara doğrudan cevap vermedikleri için, “işkenceye ortaklık” iddiaları bugüne dek hep havada kaldı.

Ama artık havada kalmıyor…

Kalmıyor, çünkü ülkenin ikinci üst düzey yargıcı konumunda olan Lord David Neuberger’in medyaya yansıyan “kınama belgesi”ne göre, iç istihbarat servisi MI5, “hilekar, ikiyüzlü ve işkencede suç ortağı!”

Yargıç Lord Neuberge, adı geçen servislerin “insan haklarına saygı göstermediği, parlamentoyu kasten yanlış yönlendirdikleri ve işleyiş biçimine dair hükümetin verdiği güvencelere rağmen ‘baskı kültürüne’ sahip oldukları” bulgusuna ulaştı.

Bu tanımlamalar Lord David Neuberger’e ait olunca, iç istihbarat servisi MI5, bugüne kadar benzeri görülmemiş bir krizle karşı karşıya geldi.

Yargıç Lord Neuberger’in “kınama belgesi”, bağımsız yargının ve yargıçların olduğu ülkelerde, “insan hakları” ve “işkence”  sözkonusu olunca devletin istihbarat servisinin bile namlunun önüne konabileceğini gösterdi.

Neden?

Devlet insandan daha önemli sayılmadığı için

Bu makale toplam 54 kez okunmuştur.
Makale tarihi: 2010-02-12 01:59:49

Powered by DesignXUk
© Copyright 2005-2010 Haber Newspaper All rights reserved.
Haber Newspaper RSS Feeds