Bulunduğumuz anın kıymetini bilmek
Geçen yazılarımda hatırlarsanız Eckhart Tolle’dan bahsetmiştim. Şimdi’nin Gücü isimli kitabından pek çok bilgiler verdiğim yazarın bir diğer kitabı olan, ‘Şimdi’nin Gücü Uygulama Kitabı’nı bügünlerde müthiş bir merak ve ilgi ile okuyorum.
Kitabın ilk sayfasında karşımıza çıkan müthiş bir cümle, ‘ Bilinciniz dışa doğru yöneldiğinde, zihin ve dünya ortaya çıkar. O içe doğru yöneldiğinde ise, kendi kaynağını idrak eder.’
Tolle, ‘zihinle özdeşleşme’ deyişini kullanarak kitabına başlıyor. Peki sizce bu terim ne demek? Haydi gelin, şimdi bu terimi anlamaya çalışalım.
Bizler, gün içinde sürekli düşünce halinde değilmiyiz, istemeyerek dahi olsa aklımızdan sürekli düşünceler geçmekte. Kimi zaman düşüncelere öylesinde saplanır kalırız ki, onları bırakmamız ve durdurmamız imkansız görünür bizlere. Kendinizi zihinden kurtarmaya çalıştınız mı hiç? Yani hiçbir şey düşünmeden belirli bir süre kalmayı? Pekçoğumuzun ‘hayır hiç becermedim bunu yapmayı’ dediğini duyar gibi oluyorum... Gerçekten başarması güç bir olgu gibi görünüyor değil mi? Peki ne zaman düşüncelerimizden kurtuluyoruz? Gerçekten şimdi ve burada, yaptığımız işin tam içinde olduğumuz anlarda!!
İşte bu noktada yazar çok önemli bir vurguda bulunuyor. Psikolojik korkulardan bahsederken, hiçbir korku halinin herhangi bir somut ve ani korku tehlike ile ilgili olmadığını belirtiyor. Huzursuzluk, gerilim, korku,fobi genellikle şu anda olan birşeyden değil de, gelecekte olabilecek birşeyden kaynaklanmaz mı? Zihniniz gelecektedir ama siz şimdi ve buradasınızdır. İşte bu bir endişe aralığı yaratır. Siz ancak şimdiki anda olan birşeyle başa çıkabilecekken, ama bir zihin projekyonu olan gelecekte olabilecekle asla başa çıkamazsınız. Yani gelecekte olacak herhangi bir sorunun çözümünü şimdi ve burada gerçekleştirebilir miyiz?? Asla! Keşke yapabilme gücümüz olsa! Ama yok ve biz gelecek ve geçmişi sürekli düşünerek ve şimdiki anı kaçırarak yaşamaya devam ediyoruz. Ruhsal acı nerede başlıyor dersiniz?? Çözümü olmayan bir sorunu kafamızda devamlı tutarak çözme hevesine girmekte başlıyor! İstediğimiz kadar çok düşünelim, üzerinde duralim, hatta acının kendisi ile bütünleşelim, yine de çözüm olmayacaktır. Yani kısaca geçmiş ve gelecekle ilgili hiçbir konuda çözüm bulamayız. O halde kendimizi neden üzüntü ile özdeşleştirelim, neden çözümü olmayan birşey için kendimizi yıpratalım? Tek çözümü nerede bulabiliriz sizce? ŞİMDİ VE BURADA YAŞAYARAK! YANİ İÇİNDE BULUNDUĞUMUZ ANIN KIYMETİNİ BİLEREK!
Geçmiş ve gelecek üzerinde ne kadar çok odaklanırsak, Şimdi’yi yani en değerli şeyi de o kadar çok kaçırırız. Sonsuz şimdiki an, içinde tüm yaşamlarımızın geliştiği yerdir, o değişmez tek etkendir.
Sahip olduğumuz tek şeyin ‘şimdiki an’ olduğunu tekrar tekrar yineliyor Tolle. Zamanda yaşayıp, içinde olduğunuz zamana eskiden kısa seyahatler yaparken, şimdi esas içinde olunan zamanda olalım, artık şimdide yaşayalım. Şimdiki ana daima ‘evet diyelim!’
Kendimize şu soruyu sorarak bu konudaki fikirlerimizi tekrar gözden geçirelim: ‘ Yaptığım şeyde sevinç, rahatlık ve hafiflik var mı? Eğer yoksa, zaman şimdiki anı örtüp karartıyor, ve yaşam bir yük ya da mücadele olarak algılanıyor demektir.’
Gelin, şimdiki ana ‘evet’ diyelim, zihinimiz sürekli olarak geçmişte yaşadıklarımıza, geçmişteki sıkıntı ve huzursuzluklara, tam çözemediğiniz sorunlara odaklanmasın, günü yaşarken hakkını verelim ve içimizdeki gücü şimdi ve burada yakalayalım!
Mutlu bir hafta dileklerimle!
