Cemevi eski başkanı Hüseyin Çiftçi’den açıklama

Geçen hafta Perşembe günü gerçekletirilen toplantıda 17 Mayıs 2009 tarihinde yapılan Genel Kurul’un ardından başgösteren yönetim krizinin başta kuruma ve Alevi toplumuna zarar verdiğini ifade eden Çiftçi, bu toplantının yapılmasının zorunlu hale geldiğini belirtti. Çifçi konuşmasının başında “Biz Basın’a daha önceden çıkıp açıklama yapmak istemedik. İftiralarla Cemevi’ni yıpratmaktan çekinmeyenlerin, bir gün gerçeğe uygun, emeğe saygılı davranacaklarını umduk. Bu rahatsızlıklarımızı sineye çekmek istedik. Kendi iç sorunumuzu gazetelere taşımak istemedik. Ama, olayları öyle bir noktaya getirdiler ki, Alevileri ne kadar küçük düşürdüklerini umursamadan kamuya açık her türlü mekanda Cemevi adına iftira kampanyasını sürdürdüler. Aldığımız terbiye gereği, Cemevi bizim evimizin içi gibi olmalı. Evimizin mahremiyeti nasılsa, Cemevi de öyledir. Ama bu yolsuzluk iftiraları öyle bir noktaya tırmandırıldı ki, bizler böyle bir açıklamayı yapmaya mecbur bırakıldık. Gerçekten hem ben, hem arkadaşlarım bu konuda çok üzgünüz” dedi.
Üyelerin yoğun talepleri ve baskısı karşısında böyle bir toplantı düzenlendiğini kaydeden Çiftçi, İsrafil Erbil başkanlığındaki çalışma grubunu eleştirdi. Çiftçi “Özellikle, 19 kişinin Yönetim Kurulu’nda olmak üzere Denetleme, Disiplin ve Danışma Kurulu’ndan oluşan toplam 42 kişiyle hareket edecekleri yönünde karar alındığı, bunun da imza ile bir deklerasyon haline getirildiği halde, anlaşmada öngörülen prensiplerin hiç birine uymaksızın anti demokratik, keyfi ve dayatmacı bir yönetim uygulama modeli başlatılmıştır” dedi.
Cemevi ve üyelerinin, böyle bir anlayışa tamamen yabancı olduklarını belirten Çiftçi, bu anlayışın üyeler adına kabul edilemez olduğunu kaydetti. Mevcut söz konusu grubun hiçbir yönetim organını tanımadan Yönetim Kurulu’nda konuları tartışmadan karara bağlamadan icraatlarda bulunduğunu söyleyen Çiftçi, “Bunları uygularken, geçmiş yönetimleri, başta uzun bir dönem başkanlık yapmış benim şahsımda karalama, halk gözünde küçük düşürme, ismimi kurum içerisinde yolsuzlık yapıldığına dair zimmetine para geçirdiği, kurum üzerinden ekonomik rantlar sağladığı, dolayısıyla kurumu zarara uğrattığı iddialarını toplum içerisinde yaymaktadırlar” diye konuştu.
Çifti, basın toplantısında, “Bizler 16 yıl içinde yolsuzluk yapanları bir şekliyle içimizde barındırmadık, ayıkladık üstelik bunu yaparken de Cemevi’ni bölmedik, insanları kutuplaşırmadık. Bu yıl yönetim olduğunu söyleyenler, bu zamana kadar Alevi toplumuna, benim ve çalışma arkadaşlarım hakkında, “Cemevi’nin parasını yediler” şeklinde iddialar ortaya attılar. O halde bu yolsuzluk dedikleri konular neyse, belgeleri çıkarıp kamuoyuna açıklasınlar. Bu iftiralarla uzun vadede bir yere varamıyacaklar. Bunların gerçek amacı bizleri kamuoyu önünde küçük düşürüp, kendilerine kamuoyu yaratarak rant sağlamaktır. Bunda başarılı oldular mı? Bunu, zaman gösterecek. Asıl kendileri, devir teslimi yapılmadan yani demokratik olmayan bir yöntemle, kurumun kapılarını kırarak Cemevi’ni işgal etmişlerdir. Bir gün sonra da, kuruma ait tüm arşiv, belge, kitap, poster ve folklor grubu, semahcıların kostümleri, kuruma ait demirbaş eşyalar çöpe atılmıştır. Bunlarla ilgi fotoğraf ve video kayıtları elimizde mevcuttur. Ayrıca bizler için, “Neden hesap vermediler çünkü veremiyorlar” diyorlar. Biz saymanlık ve bina hesaplarının devir teslimini de yaptık. “Yapmadı” dediler, bir daha yaptık. Devir teslimi bir kaç kez yaptık. Yine “yapmadı” dediler. İnşaat firmasını da çağırdık, onların ve bizim elimizde olan hesapları bir kez daha teslim ettik ki, aynı hesaplar defalarca yapıldı. Yine de bu dedikokuların önüne geçemedik” dedi.
Çiftçi, açıklamasında, “Tüzük gereği bütün üyelere mektupla bildirilmesi zorunlu olduğu halde, 20 Aralık 2009 tarihinde genel üye toplantısı adı altında gerçekleşen toplantıya çağrılmadığım halde, dolaylı haberdar olarak katıldım. 100- 150 kişilik ve bunların büyük bir bölümü de üyemiz olmadığı halde toplantıda, hakkımda yolsuzluk ve hesap veremediğimiz suçlamaları tekrar edildi. Söz hakkı aldığımda bütün gelişmeleri baştan sona anlatmaya başladığımda önce mikrofonum kapatıldı, mikrofonsuz konuşmaya devam ettiğim halde, bütün bu iftira kampanyalarını deşifre ettiğimin anlaşılması noktasında, fiziki saldırıya uğradım. Böylece, kendimi o toplum karşısında ifade etmem engellendi” diye konuştu.
Cemevi’nde başkanlığı döneminde usulsüzlük yapıldığı iddialarıyla ilgili 13 Ocak tarihinde şu anki mevcut yönetime yazılı başvuruda bulunarak, yapıldığı iddia edilen usulsüzlük ya da yolsuzlukların belgeleriyle birlikte bir an önce kamuoyuna açıklanmasını talep ettiklerini ifade eden Çiftçi, şunları söyledi:
“Bize bu suçlamaları yapan ve şu an yönetimde bulunan söz konusu arkadaşlar, benim başkanlığım döneminde bir çok kez Saymanlık ve Denetleme Kurulu’nda görev aldılar. Para ile birinci derecede sorumlu olan, parayı elinde tutan saymanlık görevinde de bulundular. Herhangi bir yolsuzluk yapıldıysa, kendileri sorumludurlar. Şimdiye kadar bildiklerini gizledilerse, kendileri de birinci derecede suçludurlar. Üyelerimiz ve halkımız, içerden ya da dışarıdan kurumu ciddi bir şekilde yıpratarak ele geçirip, belirli bir kuruma bağlamak isteyenlerin kimler olduğunun bilinci içindelerdir. Şimdilerde İAKM ve Cemevi’ni bir yerlere bağlamak için her türlü hummalı çabalarını gizliden yürütmektedirler. Bu sekilde İAKM ve CEMEVİ’ni ele geçirmek isteyenlere karşı, üyelerimizin ciddi direnişi olmuştur.
Halkımız ve üyelerimiz bilirler ki, kurulduğumuz günden beri, her dönem bu faliyetlerini yürütmek isteyenler, kurumda hedef seçilen bireyler aleyhine tek bir belge dahi sunmadan karalama kampanyaları yaparak yol almaya çalıştıklarının bilincindedir. Halkımızın sağ duyusu her zaman bu karalama kampanyalarına ve faliyetlerine karşı gereken tavrı ve cevabı vermiştir.
İAKM ve Cemevi, Alevi toplumumuzun inşa ettiği nadide bir kurumdur. Bu kurumun, kuruluşundan bu güne kadar süregelen edep- erkan ölçüleri içinde bir hizmet anlayışı vardır. Bu bağlamda toplumumuz kurumunu sahiplenmeyi ve her türlü yozlaşmaya karşı korunmanın üstesinde gelmiştir. Bunu pek çok kez gerçekleştirmiştir. Alevi toplumunun bugün de kurumuna daha fazla sahip çıkacağına, layık olduğu yönetim ve yöneticilere kavuşacağına olan inancımız tamdır.”
