Cemevi'nde çetelere karşı duyarlılık toplantısı

Leicester Üniversitesi Sosyoloji bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. İpek Demir ile eğitimci Mehmet Ağca’nın konuşmacı olarak katıldığı ve Şükrü Taşçı yönettiği panelde, “Yozlaşma ve Çeteleşme” tartışıldı.
Dr. İpek Demir, İngiltere sosyal devlet olmasına rağmen etnik ve sınıfsal eşitsizlik yaşandığına belirterek, özellikle göçmenlerin yaşadıkları bölgelerde bulunan okulların eğitim kalitesi açısından oldukça yetersiz kaldığını ve bu tür okullar için ‘sink school’ nitelendirmesi yapıldığını kaydetti. Demir, çeşitli araştırmalardan veriler sunduğu konuşmasında Haringey’de yaşayan çocuklar vasat okullarda okuduklarını düşündüklerini aktarırken, bir başka araştırmanın ise Kürt öğrencilerin dörtte birinin okuldan uzaklaştırma cezası aldığını ortaya koyduğunu belirtti.
Yine Türk çocukları üzerine yapılan çeşitli araştırmalarda erkek çocuklarının daha problemli olduğunun belirlendiğini ifade eden Demir, verilere göre ailelerin erkek çocukların gelişimini daha dikkatli takip etmesi gerektiğini kaydetti. Araştırmaya göre erkek çocuklarının yüzde 37’si kendisine avukatlık, mühendislik gibi profesyonel meslekler edinmeyi hedeflerken bu oran kız çocuklarında yüzde 49’a ulaştığını anlatan Demir, “Yeni düzende, okullar şirket, veliler ise müşteri gibi görülmeye başlandı. Müslüman ya da Hristiyan okulları ile özel kolejler gibi çeşitli tipte okullar oluşturuldu. Bu okulların bir kısmı daha popüler, eğitim kalitesinin daha yüksek olduğu kurumlar haline gelmeye başladı. Beyaz-orta sınıf ve üzeri ailelerin çocukları bu okullarda toplanmaya başladılar. Bunun sonucu bu tür aileler daha iyi okulların olduğu bölgelere taşındılar. Ya da bu ailelerin oturduğu bölgelerdeki okullar daha popüler ve başarılı olmaya başladı. Sosyolojide bu durumu ‘beyaz kaçış’ olarak nitelendiriyoruz” diye konuştu.
Demir, ebeveynlere seslenerek, sadece parasal zenginlik ve kazanımların çocukların sağlıklı gelişimi için yeterli olmadığını vurguladı. Ailelerin çocuklarının gelişimleri üzerinde etkili olabilmek için kültürel farklılıkları öğrenen ve benimseyen bir anlayışa sahip olmaları gerektiğine dikkat çeken Demir, İngilizce öğrenmenin yanısıra entegrasyona yardımcı olacak hobi ve ilgi alanlarının, çocukların yönlendirilmesinde aileler için belirleyici olduğunu söyledi.
Mehmet Ağca ise konuşmasında İngiltere’de cezaevlerinde 2 bin dolayında Türkiye ve Kıbrıslı göçmenin bulunduğunu aktararak, söz konusu kişilerin büyük çoğunluğunun genç yaş gruplarına mensup olduğuna işaret etti. Türklerin İngiltere’ye göçlerinin yoğunlaştığı 25 yılda önce tekstil atölyeleridne sonrasında kebab ve market türü işletmelerde emek yoğun bir çalışma hayatı sergilediklerini hatırlatan Ağca, bu durumun ailelerin çocuklarına daha az zaman ayırmasına yol açtığını, yaşanmakta olan çeteleşme olaylarının mevcut sürecin bir sonucu olduğunu ve ailelerin müdahelesinin olayların son bulmasında polisiye önlemlerden daha etkili olacağını sözlerine ekledi.
